Bir Zamanlar Ayasofya….

2008 Ayasofya çekimlerim…Yıllar sonra Camiye dönüşme kararı alındı..Tarihe şahitlik etmiş Dünya Mirası bir mekan….Hayırlı olsun diyorum..Ancak umarım binbir emekle ortaya çıkarılan ikonlar zarar görmeden bir çözüm bulunur ve ortam namaz kılmaya uygun hale getirilir…

.28.11.2008 244 (2)28.11.2008 193-128.11.2008 185-1 (2)28.11.2008 16428.11.2008 059 (2)28.11.2008 029 (2)28.11.2008 148-228.11.2008 045-128.11.2008 099-128.11.2008 169417958485128716875528.11.2008 256

 

 

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir sevdadır kelebek..:)

Fotoğraf tutkumla gelişen kelebek fotoğrafçılığı da bir sevdaya dönüştü… Katıldığım gezilerde ve oturduğum mekanın doğa ile bütünleşmiş bir yer olması sayesinde epeyce tür görüntüledim… Eksiğim çok biliyorum… Tür sayısını elimden geldiği kadar fazlalaştırmak hedefindeyim… 

Kelebek ve fotoğraf tutkum başladığı andan itibaren ikamet ettiğim Reşadiye-Çekmeköy’de yaklaşık 40 tür görüntülemişim…Karadeniz iklimi ve florasının avantajı olduğunu düşünüyorum… 

Diğer türler fotoğraf amaçlı çıktığım gezilerden… Gerçekten de çok keyifli bir tutku.. Kelebek peşinde koşmak, fotoğraflamak, türleri öğrenmek hem sosyalleşmeyi hem de her anlamda sağlıklı kalmayı perçinliyor bence..

 

Kelebekleri fotoğraflamak biraz sabır, biraz da şans işi… Güneşin en kızgın olduğu saatlerde bu enerjiyi  kanatlarına depolayan kelebekleri tutmak , fotoğraflamak ne mümkün, deli gibi uçuyorlar… bir çiçeğe konup beslenmeleri tek fırsat….bir de çamurda, subaşında mineral alıyorlarsa….. çekim için en uygun saatler sabah kanatlarını kuruttukları zamanlar….bir de akşam günbatımına yakın, uykuya hazırlandıkları saatler ..  

Kelebeklerin güzelliklerine hayran olmamak elde değil… kanatlarındaki simetri,   gözalıcı renk ve detaylar… her bir ayrıntı türü tanımamızı sağlıyor…birbirine çok benzer kelebeğin adını  bir nokta, bir çizgi değiştirebiliyor.. Başlıbaşına bir bilim konusu ve her ayrıntıyı  öğrenmek çok zor… “Üç günlük ömürleri var” diye bildiğimiz kelebeklerin bazıları birkaç ay bazıları da neredeyse bir  yıl yaşıyor… Göç eden kelebekler, kışı uykuda geçiren kelebekler de var… 

Bu doğa harikası minik canlıları takip etmek, türlerini öğrenmek, gözlemlemek başlıbaşına bir keyif… İyi ki fotoğrafla tanıştım, sayesinde doğaya bir kez daha aşık oldum… Şükürler olsun…:)

 

 

IMG_9526IMG_9462 iparhanIMG_9455 sevbeniIMG_9399 Himalaya mavisiIMG_1871 idasmavisi IMG_1650IMG_1922 kayaesmeri IMG_9343_MG_8994 _MG_9913 aglais _MG_9894 Benekliiparhan _MG_9892 iparhanIMG_9698 IMG_9475 IMG_2327 IMG_2265-001çokgözlüamandaedonmavisi_MG_2189-001çokgözlügümüşmavi_MG_2145 (2)çokgözlüormanesmeriçokgözlüamanda_MG_9827 _MG_9899 _MG_8968_MG_8174 _MG_7989 _MG_7966_MG_9338fundzıpzıpperisi

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kelebek Peşinde Koşan Anneler

 

Sevgili fotoğraf dostum Filiz OSKAY ‘ın davetine uyarak hadi gidelim dedim… İyi ki geri çevirmemişim…Çok keyifli ve çok verimli bir kelebek arazi gezisi oldu…3 gün Erzurum -2 gün Artvin Şavşat/Yukarıkoyunlu Köyü ve 1 gün Kars ‘da kaldık.. Bu keyifli gezimizde dostların yardımı inkar edilemez… Özellikle Erzurum’da Kadir Sabuncuoğlu ve arkadaşlarına,  Yukarıkoyunlu Köyü’nde bizi kendi evinde ağırlayan ve Şavşat’ta kelebeklerin en çok görüldüğü yerlere bizi götürerek fotoğraflamamızı sağlayan Taner KARA’ya  en içten teşekkürlerimizi sunuyorum…..:)

 

DHA ‘da yayınlanan haberimiz…  http://www.dha.com.tr/kelebek-pesinde-kosan-anneler–_1008403.html

” İSTANBUL’da oturan ve kızı üniversitede okuyan Filiz Leloğlu Oskay ile 2 kız annesi Nurşen Öngün Biçer, emeklilik dönemlerinde dağ bayır dolaşıp kelebek fotoğrafları çekiyor.

Bir hafta süreyle Erzurum’un yaylalarını dolaşarak değişik türde kelebek türlerini fotoğraflayan Oskay’ı, en çok az görülen ‘Balkan Menekşe’ türü kelebek fotoğrafı mutlu etti.Özgür hareket ettiği için doğa ve kelebek fotoğrafçılığına yöneldiğini belirten Milli Eğitim Bakanlığı’ndan emekli Filiz Leloğlu Oskay ile emekli bankacı Nurşen Öngür Biçer, kelebekleri ile ünlü Erzurum’a geldi. Erzurumlu fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ile birlikte Palandöken, Kargapazarı yaylaları ile Dumlu, Tortum, Uzundere yörelerinde çok özel kelebek fotoğrafı çektiklerini belirten Filiz Leloğlu Oskay, kelebek peşinde koşarken en çok arı ve keneden korktuğunu söyledi. ‘Zirai ilaçlama, aşırı otlatma ve HES inşaatlarının kelebeklerin yaşam alanlarını yok ettiğini kaydeden Filiz Leloğlu Oskay, Çevre Bakanlığı’nın kelebekler için koruma alanları oluşturmasını isteyerek şunları söyledi:”Bir kelebek fotoğrafı çekip o güzellikle tanışınca asla bundan vaçgeçemiyorsunuz. Türkiye’de 400′ü aşkın kelebek türü var. Şimdiye kadar 100′ü aşkın kelebek türünü fotoğrafladım. Erzurum kelebeğin kalbi olan illerden biri. Ömrüm yeterse, sağlığım elverirse, olanaklarım yettiğince tüm türlerin fotoğraflarını çekmek arzusundayım. Erzurum’da çektiğim kelebekler içinden en çok ‘Apollo’ türü beni mutlu etti. Ayrıca, Palandöken yaylasında çektiğim ‘Balkan Menekşe’ kelebeği yüzünden havalara sıçradım. Çünkü her gün yüzlerce kare kelebek fotoğrafı çekiyorsunuz. Ama içlerinden biri size gülümsüyor. O tek kare bütün günün yorgunluğunu alıyor. İşin güzelliği burada. Bunun için kelebek fotoğrafçısıyım.
‘DOĞADAN FOTOĞRAFTAN BAŞKA BİR ŞEY ALMA’Güneşli havada çok hızlı uçtukları için kelebek fotoğraflamanın zor olduğunu belirten Nurşen Öngün Biçer de, kelebek ve damla fotoğrafı çekmeyi çok sevdiğini anlattı. İkisini bir arada görüntülediğinde daha çok keyif aldığını kaydeden Biçer, şöyle devam etti:”Doğa fotoğrafçılığı bambaşka bir şey. Çok keyif aldığım bir uğraş. Bu sayede sosyal hayatım canlandı, arkadaşlar kazandım, değişik yöreler görüyorum. Kelebek fotoğraflamak ise kısmet işi. Takip ettiğiniz kelebeği tam fotoğraflayacaksınız kaçıyor. Onu arkadaşınız yakalıyor. Onun kaçırdığını siz çekiyorsunuz. Bahçeli bir evimiz var. Her türlü kelebek bahçemizi ziyaret ediyor. Onların ilgisini çekecek türden bitkiler ektim, ektirdim. İnanır mısınız yüzlerce kelebek gelmeye başladı. Yemek yaparken aniden fırlayıp kelebek fotoğrafı çekiyorum. Kelebekçilik ayrı bir uzmanlık dalı ama çok keyifli.
Benim uyguladığım bir prensibim var. Doğadan fotoğraftan başka bir şey alma, ayak izlerinden başka bir iz bırakma, zamandan başka bir şey öldürme….Lütfen doğaya zarar vermeyelim. Bu dünya bizim, çocuklarımızdan miras aldık…. en azından bulduğumuz gibi bırakalım.”
Kadir SABUNCUOĞLU/ERZURUM, (DHA)

60947_85082_23082015105240_25 _MG_9568 (2) yenibeneklimelek _MG_8153 cezayirli iparhan60947_85082_23082015105240_24 60947_85082_23082015105240_23 _MG_1594 _MG_1327 _MG_0890 _MG_0527 _MG_052060947_85082_23082015105240_22 60947_85082_23082015105240_2160947_85082_23082015105240_20_MG_0890 60947_85082_23082015105240_19 60947_85082_23082015105240_18 60947_85082_23082015105240_17 60947_85082_23082015105240_1660947_85082_23082015105240_15 60947_85082_23082015105240_14 60947_85082_23082015105240_13 60947_85082_23082015105240_12 60947_85082_23082015105240_1160947_85082_23082015105240_10 60947_85082_23082015105240_9 60947_85082_23082015105240_8 60947_85082_23082015105240_7 60947_85082_23082015105240_660947_85082_23082015105240_5 60947_85082_23082015105240_4 60947_85082_23082015105240_3 60947_85082_23082015105240_2 60947_85082_23082015105240_160947_85082_23082015105240_0_MG_2189-001 _MG_2152 Erzurum Morkaya-002_MG_9973 (2) _MG_7868 _MG_1696 _MG_1066erzu artv ardahan kars 740 erzu artv ardahan kars 280 11904656_10153545213710789_6211020764375070589_n ardahan kars 091 ardahan kars 020

http://hayat.sozcu.com.tr/kelebek-kovalayan-anneler-70018/?pid=21

Çook teşekkürler Kadir SABUNCUOĞLU….yardımlarınız ve dostluğunuz için de … İyi ki varsınız……:)

 

 

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Şiir Denemelerim….

Şiir Denemelerim….

Kavuştuk Bahara….

 Yaradana şükürler olsun 

Kavuştuk yine bahara 

Mis kokan leylaklara, 
Mor salkımlara 
Kokuları büyülüyor bahçeleri 
Bir de kimleri mi ? 
Üstünde deli gibi uçan 
Polenlerle sarhoş olan.. 
Arıları, kelebekleri…. 

(Mayıs 2015)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

 

Nisan Yağmurları

Ne güzeldir ıslanmak Nisan yağmurlarıyla

Güneş birden kapanır bulutlarla

Gökten bardaktan  boşanırcasına bir sağanak

Hava ılık, doğa taze, içimde sen…

Gözlerim nemli…Ne gam..

Gözlerimdeki yaşlar yağmurdan der geçerim…

Kimse  bilmese de olur

Ya sen…

Farkında mısın kim bilir…

Nisan yağmurlarıyla ıslanan gözlerim…

Islansın ne çıkar..

İçimde sevgin, kalbimde deli fırtına

Dinme yağmur ,

Ne olur hiç dinme…

Devam et yağmaya…

 

(Nisan/2015)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

 

Lâle Zamanı

Bütün bir yıl özlemle beklenir

Renkleriyle gülen lâleler

Her biri ayrı bir melodi  söyler…

Ömürleri  kısacık   olsa da

Lâlezarın verdiği keyif için

Beklemeye, özlemeye değer…:)

 

(Nisan/2015)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Hazan ..
Mevsimler değişti,
Yaprakların rengi döndü hazana …
Hazan mevsimi hüzün mevsimi,
Kim bilir kaç mevsim daha var yaşanacak…
Kaç hazan daha görecek bu gözler
Bilinmez belki, ama
Her yeni mevsim sonrası
Nedense kalp geçen mevsimleri özler….

/Eylül 2014

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Dua…
Selamlar olsun size
Yalan dünyadan göçmüş canlar,
Yolum düştü yanınıza,
Sessizce yattığınız yuvanıza,
Mezarınız kayıp ya da mermer…
Zengin, fakir ;
Hepiniz aynı yerde,
Aynı toprakta değil mi
Ne fark eder…??
Küçücük bir duadan başka ne ister ki
Ebedi hayata göçenler….   (Eylül 2014)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Sükut…
Dile gelse şu mermer
Kim yatıyor altında…
Neler geçti hayatından
Dolu dolu mutluluklar mı …
Yoksa umutsuzluklar, sıkıntılar
Hayattan bezdirecek kadar
Bıktıran sorunlar mı ??     ( Temmuz 2014)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Zaman Hızla Akıyor …
Zaman hızla akıyor 
Onu tutmak ne mümkün
Yarın henüz gelmedi
Hani nerede kaldı dün

Mevlana’nın dediği
An mutlak yaşanmalı
Olgunluk ve hoşgörü
Anı doldurmalı

Hayat geçip giderken
Elde kalan birkaç anı
Onlar da en azından
Güzellikle dolmalı…

Bugünün telaşesi
Kalbini karartmasın
Sevdiklerin yanında
Minnet , şükür her ana…..   (2012)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Düşüyorum tut beni….
Esti bir deli rüzgâr
Tuttu savurdu beni,
Tutundum yamacına
Düşüyorum tut beni…
Sıkılır da bırakırsan
Alır, koparır beni..
Götürür kuytulara
Yalnızlığın koynuna
Sen yanımda olmazsan
Kim sever, kollar beni….  ( Mart 2014)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Siste Kaybolanlar……
Siste kaybolanlar misali
İçinde kaybolan birisi var
Ben senin yüreğinde kayboldum
Altım çamur,
Üstüm yağmur
Bazı şeyleri kaybetmeden
Değeri bilinmiyor, fark edilmiyor
Bunları ben seçtim,
Ben istedim…
Bulup çıkar beni derinden
Sisten kurtar beni
Seni çok özledim…  ( Ekim /2013 )

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Damlalarda Sen Vardın…….
Yüreğimden dökülen damlalar misali,
Her damlada sen vardın
Onlar düştükçe gönlüme
İçimde sen kanardın…  (Eylül 2013)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Sorular…
Kim boyamış bu gökyüzünü
Yeryüzünün sahibi kim
Ya kuşlar nasıl uçuyor
Nasıl çıkmış ortaya bu dünya..??

Uçsuz bucaksız okyanuslar..
Suda batmadan yüzen vapurlar…

Aklımda sonsuz sorular…
Bilmem, kim nasıl cevaplar..
Büyüsem öğrenir miyim…
Yoksa ben de bazıları gibi bakıp da geçmeli miyim..????  (Temmuz 2012)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Baba Nasihati  - 1 (Canım babamdan)

Al Gönlünü garibin öksüzün
Olmasın kimsenin ırzında, malında gözün
Yalandan, riyadan sakın kiiii…..
Olsun mahşerde huzura çıkacak yüzün (AHMET ÖNGÜN)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Baba Nasihati  - 2

Mala mülke olma mağrur
Deme var mı ben gibi..
Bir muhalif rüzgâr eser
Savurur harman gibi…
(Anonim)
Bu dizeleri canım babacığım o kadar sık tekrarlardı ki…Mekanı cennet olsun..:(

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Gül Goncası…
Ben bir minik gonca gülüm
Hayatımın baharında
Kelebek kadar kısa ömrüm
Yaz günleri zamanında
Kokum büyüler bülbülü
En güzel şarkılarını bana söyler
Dikenlerim batınca ele
”Gülü seven dikenine katlanır”
Der eskiler….. (Nisan 2011)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Sükut…

Sükutu gözardı edenler…
Bilmez o sessizlik neler, neler söyler…
Dile dökülmeyen kelimeler..
Kelimelere dökülmeyen hisler….
Hislerle doluyor kelimeler…
Eğer dile gelirse kalpler….
o zaman kalır mı sükuttan eser……. (Mart 2011)

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

Kor Olup Yanmak

Bir Ocak ayındayım
Kaybolmuş zamanlarda..
Kalbim bir yangın yeri
Alevlerin dansında…
Dudaklarımda ismin
Hangi ıssız ildesin
Söylesene sevgilim
Şimdi sen neredesin…
Hiç sönmüyor bu ateş
Hep yanıyor kalbimde
Sen beni unutsan da
Adın nakşoldu beynime…
Kalbimdeki yangını
Söyle kim söndürecek
Yıllar geçse üstünden
Bu aşk hiç bitmeyecek….. ( Mart  2007 )

˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.˙·٠•●♥ Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ ♥●•٠·˙˜”*°•.

http://www.antoloji.com/nursen-bicer/siirleri/ )

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İstanbul’da Lâle Zamanı…

 

     Bütün bir yıl özlemle beklenir

Renkleriyle gülen lâleler

Her biri ayrı bir melodi  söyler…

Ömürleri  kısacık da olsa 

Lâlezarın verdiği keyif için

Beklemeye, özlemeye değer…:)    

N.Biçer

 

Bu yıl bahar biraz sert geçiyor…Bazı bölgelere kar bile yağmış ama ne gam…Lâleler yine tüm güzelliklerini sergilemekte…Bu yıl İstanbul’a tamamen yerli 30 milyon adet lâle dikilmiş..Her yerde bir renk şöleni… Emirgân’a gitme şansı buldum…sırada Sultanahmet, Gülhane ve Yıldız Parkı  var…Duyduğuma göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi 262 m2 lik alanda 545 bin lâle ile Dünya’nın en büyük lâle halısını oluşturmuş…http://www.milliyet.com.tr/dunyanin-en-buyuk-lale-halisi–gundem-2046208/

Her çiçek güzel ama lâle bir başka galiba..:)

 

 

_MG_0550 (2) _MG_0391 _MG_0340 (2)_MG_0271_MG_0461 _MG_0449 _MG_0396 (2) _MG_0391_MG_0362_MG_0322 (2) _MG_0338 (2)_MG_0201-001 _MG_0261 _MG_0700 (2) _MG_0281 (2) _MG_0282 _MG_0296 _MG_0303_MG_0374 (2) _MG_0372_MG_0356 _MG_0327 (2)

 

 

Lale (Tulipa) (Farsça : لاله), zambakgiller (Liliaceae) familyasından Tulipa cinsini oluşturan güzel çiçekleri ile süs bitkisi olarak yetiştirilen, soğanlı, çok yıllık otsu bitki türlerinin ortak adı.

Anavatanı PamirHindukuş ve Tanrı dağlarıdır[1]. Türkler göçleri esnasında bu bitkinin soğanlarını Anadolu‘ya getirmiştir. 1500′lü yıllarda Avrupa’ya Anadolu’dan giden lale özellikle Hollanda‘da çok yaygındır. Soğanlarının üzerinde zarımsı bir örtü bulunur. Etli ve yeşil 2-8 yaprağı vardır. Çiçekler, saplar ucunda çoğunlukla bir, bazen ikidir. Çiçek parçaları altılıdır. Kırmızısarı ve ara tonlarda renklere sahiptir.

16′ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafindan Hollanda Kralı‘na gönderilen laleler, ilk başta Hollandalılar’ı ve kısa zaman içerisinde tüm Avrupalılar’ı hayranlık içinde bırakmışlardır. Böylece günümüze kadar dünya’nın en fazla lale üreten ülkesi Hollandaolmuştur.

Lale özellikle doğu kültür ve mitolojilerinde özel bir yere sahiptir. Edebi eserlerde sıkça kullanılmasının yanı sıra mitolojilerde de lalenin ortaya çıkışına dair farklı ve çok çeşitli hikâyeler bulunmaktadır. Bunların en ünlüsü ve özellikle doğu edebiyatında en sık kullanılanı Pers mitolojisindeki lalenin kökeni söylencesidir. Bu söylenceye göre yaprağın üstündeki bir çiğ tanesine yıldırım düşmüş, böylece çiğ tanesi ve yaprak alev almıştır. Daha sonra donarlar ve lale meydana gelir. Bu hikâyeden yola çıkarak, lale çiçeğinin ortasındaki koyuluğun bu yanma işleminin sonucu olduğuna inanılırdı. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Lale)

 

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İki Kadın & Bir Sergi

 

 

10255273_10152394484095789_4577062603906694973_nAntalya Lisesi arkadaşlarımdan Sevgili Nuray Türker ile birlikte bir sergi kararı aldık ve Beşiktaş Belediyesi Salonu’nda  5-11 Mayıs 2014 tarihler arasında   gerçekleştirdik.. Onun fırçasından , benim objektifimden ortaya çıkan görselleri sergiledik…..Açılışımıza katılan sevgili dostlarımızın ve ailelerimizin desteği bizi öyle mutlu etti ki… O günden kalan bu kareler sergimizin hafızalardan silinmemesi açısından güzel birer anı oldu…Katılan, desteğini esirgemeyen tüm dostlara gönülden teşekkür ediyoruz….:)

 

 

1908301_10152394486520789_1427041149839406673_n10245536_10152394844020789_2408282762565029365_n 10178099_10152394510805789_6400949028055978827_n10172603_10152394486870789_1156219797796000895_n 10171873_10152394486845789_7858170567285922356_n 10169206_10152394486680789_5360435528567744109_n 10154406_10152394510825789_6260434669178572548_n10156123_10152394486390789_8662817540478920233_n10329214_10152394486655789_2778497817186659975_n 10322784_10152396583395789_8876977289396111707_n 10313517_10152394486255789_5090171675379782601_n 10290645_10152394844230789_7046258380428544135_n 10268406_10152394486125789_8940056052080468226_n10255273_10152394484095789_4577062603906694973_n 10245536_10152394844020789_2408282762565029365_n 10172603_10152394486870789_1156219797796000895_n 10168076_10152394486325789_1213014951523006053_n 10156123_10152394486390789_8662817540478920233_n

 

 

 

 

 

Fotoğraflar kategorisine gönderildi | 2 yorum

FotoAlem’e teşekkürler…:)

 339760_262681720431226_100000681993309_848792_599422804_o-001FotoAlem için Sevgili Cennet Gülen tarafından gerçekleştirilen röportajımı bir de burada paylaşmak isterim….Kendisine ve FotoAlem’e en içten teşekkürlerimle..:)

—————————————————————-

“Merhaba sevgili Fotoalem ailesi; bugünkü konuğum İzmit Gölcük’te doğan ve İstanbul’da yaşayan Nurşen Biçer ‘nurcem’ ile birlikteyiz…

-Merhaba sevgili Nurşen Biçer sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

-Merhabalar…Öncelikle böyle güzel bir söyleşi imkanı sağladığınız için FotoALEM’e ve size çok teşekkür ederim… Gölcük doğumluyum ama sadece iki yıl kalmışız…Babamın görevi nedeni ile yerleştiğimiz Heybeliada’da büyüdüm, okudum…Lisede son iki yılımı Antalya’da tamamladım ve tekrar İstanbul’a dönüş yaptık…Yapı ve Kredi Bankası’nda çalışmaya başladım…Evlendim…İki kızım var…Emeklilik sonrası fotoğrafla yoğunlaşan keyifli bir yaşam sürüyorum…

-Çocukluğunuzdan itibaren amatörce fotoğraf çekimleri ve baskıları yapabilmek büyük bir şans olsa gerek, bu şansın nedenini içimizden biri okurlarına anlatmak ister misiniz?
-Deniz Kuvvetlerinde görevli olan babam fotoğrafa çok meraklıydı…Boş zamanlarında çektiği fotoğrafları kendi basardı…Ben de ona yardım ederdim tabi…Karanlık odada bir mucize gibi filmden baskıya her aşamasını izler, öğrenir ve babama yardımcı olurdum…Sonraki yıllarda da ailemin ve arkadaşlarımın fotoğraflarının çekilmesi, fotoğrafçıya götürülerek bastırılması, tasnifi tarafımdan zevkle yapıldı…
-Doğada; fotoğraftan başka bir şey alma ayak izlerinden başka bir şey bırakma ve zamandan başka bir şey öldürme’ ilkesini benimsemenizin nedeni nedir?
-Bu sözü ilk üye olduğum FotoKritik sayfalarında okudum..Kimin söylediğini tam olarak bilmiyorum ama benim felsefeme tıpatıp uydu…Her fırsatta dile getiririm ve uygulamaya çalışırım…Daha önce de dikkat ederdim ama özellikle fotoğrafa başladıktan sonra hiçbir canlıya zarar vermemek için elimden geleni yapıyorum…
-Tüm kategorilerde fotoğraf çekmeyi seviyorsunuz ancak özellikle damlalar konusunda muhteşemsiniz! Neden makro! Neden damlalar! Damlalar konusunda kendinizi bu kadar geliştirmeyi nasıl başardınız, bunun bir püf noktası var mı, bu konuda bilgi edinmek isteyenler için deneyimlerinizi bizlerle paylaşır mısınız?
-Önceleri compakt makinem ile çekimler yapıyordum… Detayı daha çok sevdiğimi fark ettim ve bu minik makineni izin verdiği ölçülerde detay çalışmaları yaptım… Tabi adına makro denemez.. Daha sonra makinemi aldım, alıştıktan sonra da çok sevdiğim makro çekimlere daha çok yöneldim ve ekipmanımı buna göre belirlerdim… Damlaları neden çok sevdiğime gelince sanırım burcumun özelliği…Kova burcu suyu, ışığı, camı, yansımaları çok sever… Bende yükselen de Kova galiba…ev kristal, cam ve su dolu objelerle dolu.. Doğayı çok seviyorum… ve doğal damlalar hepsinden güzel….Özellikle sabahın çiy damlalarındaki ışıltılar büyüleyici ve ben fotoğraflamayı çok seviyorum…

-Doğadan doğal damlaları ilk keşfetmeniz nasıl oldu; daha önce herhangi bir yerde izlemiş miydiniz yoksa kendi deneyimlerinizle ulaştığınız bir sonuç mu?
-Fotoğrafa başlayan herkes gibi ben de birçok fotoğraf izledim…Damla fotoğraflarını birgün çekebilmek hayali ve gıpta ile izliyordum….Doğa ile içiçe, bahçeli bir evde yaşamanın avantajları… Sabah çiyi bana çok güzel malzemeler veriyor… İlk keşfettiğim çim üstündeki damlalar ve ışığı doğru kullanunca ortaya çıkan ışıltılar…

-Peki, damla içindeki yansımaların cazibesini ne zaman ve nasıl fark ettiniz?
-Küçük makinem ile bir yağmur sonrası çiçekleri çekerken damlalardaki yansımaları keşfettim ve hemen fotoğrafladım…Makinem küçük ama epey marifetli… Halâ çantamda hep yanımdadır…. (Sony DSCN2)

-Damlalar, damla içindeki yansımalar derken bir de akan su arkasındaki objeleri damlalara yansıtmayı başardınız, bu çalışmalar size özgümüdür?
-Bilemiyorum ama daha önce hiç örneğini görmemiştim… “Damlayı nasıl çekeyim , nasıl farklı olsun ” aramalarım ve çeşitli denemelerim arasında bir gün bu yansımaları keşfettim ve benimle bütünleşti…Çeşitli objeler, konumlar ve teknik değerlerle her defasında farklı sonuçlar alıyorum…Bu çalışmalar gerçekten çok keyifli…

-Damlalardaki yansımaları yansıtabilmek için kaç kare çekim yapmış oluyorsunuz?
-İlk başlarda çektiklerimin pek azını kullanabiliyordum ama artık nasıl bir sonuç alacağımı biliyorum…Çöpe giden çok az diyebilirim…
-Fotoalemde; damlalar üzerine yaptığınız seminerde tüm bilgi ve deneyimlerinizi bizlerle paylaşırken yaşadıklarınızı ayrıca katıldığınız model çekimlerini düşünecek olursak bu tarz atölye çalışmalarının bizlere ne gibi faydaları olduğunu ve önerilerinizi öğrenebilir miyiz?
-Deneyimlerimi aktarmak ve soruları cevaplamak çok keyifliydi… Bu tarz bilgi alışverişlerinin çok faydalı olduğunu düşünüyorum…Bence tecrübeler ve bilgiler paylaşılmalı ..İnanır mısınız bu konuda her hafta birkaç mesaj alıyorum ve yanıtlıyorum…Ben de takıldığım konularda soru sormaktan çekinmem ..
-İlk kişisel serginiz ”Damlaya Damlaya Fotoğraf Olur” ile neyi hedeflediniz, neleri anlatmak istediniz, insanların sergi sonrası düşünceleri neler oldu ve diğer karma sergileriniz hakkında neler söylemek istersiniz?
-Fotoğraflarımı paylaşmayı çok seviyorum.. Basılı olarak da izlenmesi amacı ile sergi kararı aldım.. Adını fotoğrafçı dostum Hüseyin Çağlayan buldu… Kendi kafesinde aynı adı taşıyan bir sunum yaptım…Sergiden sonra birçok övgü aldım…Karma sergilerde fazla fotoğraf sergileme şansımız olamıyor ama yine de aynı övgüleri duymak gurur verici..

-Fotoğraf kulüplerinin veya sayfalarının genel olarak fotoğraf severlere katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
-Hem de çok fazla faydası olduğuna inanıyorum… Fotoğraflarımızı sergiliyoruz, bilgilerimizi paylaşıyoruz…Yalnız eskiye oranla bilgi paylaşımının azaldığını söyleyebilirim… Eskiden fotoğraf sitelerinde fotoğraflara yapılan yapıcı eleştiriler daha iyiyi bulmamızı sağlardı…Şahsen ben teknik değerleri ve yorumları ile bir çok fotoğraf izleyerek yol aldığıma inanıyorum..Ama artık yorum bile yapılmıyor…Sitelere rağbet azaldı…Bu da beni çok üzüyor..

-Fotoğraf amaçlı gezilerde sanaldan gerçeğe taşınan dostluklar için neler söylemek istersiniz?
-Her zaman dile getirdiğim gibi fırsat buldukça bu gezilere katılıyorum ve büyük keyif alıyorum… İlk gezimde kimseyi tanımadığım için biraz heyecanlanmıştım..Ama sonrasında girdiğim ortamın hiç de çekinilecek bir yanı olmadığını gördüm….Hem fotoğraf hem dostluk… Herkes aynı dilden konuşunca o etkinlikten keyif almamak mümkün mü….Ve bu dostlukların sürdürülmesi de çok güzel…
-Çekim yaptığınız yerlerde geçmişten bugüne değişiklikler gördüğünüzde neler hissediyorsunuz. Bir doğa fotoğrafçısı olarak gözlemleriniz nelerdir?
-Doğa gün geçtikçe kirleniyor, yeşil katlediliyor ve bu yaşam alanlarında hayat bitiyor… Bu beni de çok üzüyor…Keşke engel olunabilse…Medeniyet ve insanlık kadar doğaya zarar veren yok bence….
-Fotoğraf çekmede yaratıcılık boyutunda sizce ne aşamadayız? Yalnızca gördüklerimizi aktarmak mı? Yoksa hayalimizdekileri de fotoğrafla hayata ulaştırabilmek mi?
-Her ikisi de doğru… Fotoğraf gözün gördüğünü doğru aktarabilmek bence… Ama bir de kompozisyon olursa daha da ilgi çekici olur.. Günümüzde artık herkes heryeri çekiyor… Cep telefonları bile çok marifetli…Bu nedenle farklılık yaratmak adına konu ve kompozisyon dahilinde kurgular yapmalıyız diye düşünüyorum…

-Fotoğraf tutkunuzun size ne gibi katkıları oldu örneğin; hayata bakışınızı değiştir dimi?
-Hem de nasıl…Daha önce de hayata bakışım güzeldi ama artık fotoğraf gözü ile bakıyorum… Her köşeden kadraj ve konu çıkarmaya çalışan bir bakışım oluştu ve bundan çok memnunum…
Şimdi birazda portfolyonuza bakalım;

 

İlk paylaşımınızı 22.08.2008 de “Sarmal” adlı mimari çalışmanızla Vatikan müzesinin merdivenlerini fotoğraflayarak bizlerle paylaşmış Fotoaleme renk katmışsınız ilk paylaşımınızdan da anlaşıldığı üzere seyahat etmeyi seviyor olmalısınız?
Evet seyahat etmeyi ve fotoğraflamayı çok seviyorum… Fırsat ve imkan ölçülerinde yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerimiz oluyor…Fotoğraf amaçlı olarak yurtiçi ve yurtdışı birçok yere gittim…Tam ekran yakalama 18.04.2014 095412

 

Damla Taşları’ adlı makro çalışmanızda polar battaniye üzerindeki damlacıkları nasıl fark ettiğinizi ve çekim anınızı bizlerle paylaşır mısınız?
Gerçekten de bir tesadüf neticesi dökülen suyun polar battaniye üstünde çok yavaş emildiğini fark ettim ve enjektörle dizdiğim damlaları çeşitli ışık konumlarında fotoğrafladım…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095424
‘Yaylada Çocuk Olmak’ adlı çalışmanız, öncelikle ışığı ile dikkat çeken sonra hikâyesi içinde olan Ambarlı yaylası çocuklarından bu miniği; elinde ekmeği, buzağı ile şakalaşırken gördüğünüzde bir anne olarak vizörden baktığınızda neler hissettiniz?
Çok sevdiğim bir fotoğraftır…Çocuğun tüm içtenliği ve buzağının sevimliliğini yansıtabildiysem ne mutlu bana…Ambarlı Yaylası’nda çekimler yaparken bu miniğin annesi eline çikolatalı ekmeğini verdi…Bir yandan yiyor bir yandan da buzağı ile şakalaşıyordu… Onun içtenliği beni çok etkilemişti…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095430
‘Golcü Damla’   adlı makro çalışmanızda bence gerçekten gol atmışsınız. Çünkü sonuç gerçekten göz dolduruyor, bu tesadüf mü?
Böyle bir kompozisyon çıkacağını bilemezdim ama gördüğüm an çığlık attığım fotoğraflarımdan biridir..:)
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095436
‘Güneş Sistemi’ adlı çalışmanız yine makro ve yine benim çok beğendiklerimden biri. Birçok çalışmanızın hikâyesini biliyor olmak büyük bir ayrıcalık, fakat çalışmanızın büyüsünü bozmamak adına açıklama tercihini size bırakıyorum. Bu güneşin sırrı nedir?
Doğadaki damla detaylarını çok sevdiğimi söylemiştim… Bir yağmur sonrası minik örümcek ağını çekerken böyle bir kompozisyon olabileceğini fark ettim ve yeşil limonu güneş olarak kullandım…İlk anda anlaşılmıyor değil mi..:)
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095441
‘Yüzümdeki Çizgiler Kaybolan Yıllarımın Şahidi’ adlı çalışmanızdaki başarılı portrede Bolu-Aladağlardan Sıdıka ninenin yüzündeki çizgilerin hikâyesini bizlerle paylaşır mısınız?
Sıdıka Nine’yi hatırladıkça hüzünlenirim… İnşallah hayattadır… Eşini ve yakın akrabalarını kaybetmiş… Çocukları gurbette ve hiç ilgilenmiyorlarmış… Köyde komşularının yardımı ile yaşamaya çalışan bir yaşlımız.. Hürmet edilip köşede oturtulması gerekirken bu halde olmasına çok üzülmüştüm…Biz fotoğraflarını çekerken hem ağladı hem anlattı…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095445
‘İsli Hayatlar & İsli Ayaklar’ adlı çalışmanızdaki minik çocuğun el ve ayakları yaşanmışlığın izleri ile islere bulanmış, peki ya sizce nasıldı? Bu tarz çekimlerde zorlanıyor musunuz?
Evet çok hüzünleniyorum…Yine Aladağlar yakınında bir torakçı köyünü fotoğraflamıştık….Bu minik de bir  torakçı çocuğu…Naylon çadırda yoksulluk, isler ve kömürler içinde bir yaşam….Çocuk hali ile oradan oraya koşturuyordu…Ama hepsi burun deliklerine kadar is içinde…Ciğerleri ne durumda kimbilir…Tam ekran yakalama 18.04.2014 095450

‘Tarak Antenli’ adlı makro çekiminizdeki ıslak güveyi nasıl fotoğrafladığınızı bizlerle paylaşmak ister misiniz?
Bahçemizde havuzumuz var…Ve ben bahardan yaz sonuna kadar hemen her gün elimde file kepçe havuza düşen arı sinek, kelebek, yusufcuk v.b. hayvanları görebildiğim kadarı ile kurtarmaya çalışıyorum.. Bu da onlardan biri…Fırça üstünde kururken fotoğraflama fırsatını kaçırmadım….
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095457

‘Yumurtlama Anı’ adlı haber niteliğindeki bu makro çalışmanız gerçekten iyi bir gözlem ve farkındalık bence! Hangi şartlarda bu sonuca ulaştınız?
Yine bahçemizden bir gözlem…İlk anda yumurtladığını fark etmedim…Ama sabit durduğunu gördüm, merak ettim… Biraz sabır sonucu bu görüntülere kavuştum…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095503

 

25. ‘Helezon’ adlı duman hareketleri üzerine olan soyut çalışmanızı da keyifle izlemekteyiz; bu konuda bizleri biraz bilgilendirebilir misiniz?

Tütsü dumanlarını çekmeyi de çok seviyorum….Bu çalışmalarda fonu ve ışığı değerlendirmek çok önemli… Karışık bir arka plan neticeyi epey etkiliyor… Mümkün olduğu kadar ışığı arkadan alarak ve sade bir fonda ve hızlı enstantane ile güzel sonuçlar çıkıyor… En çok sevdiğim yönü ise çıkan görüntülerin birbirine pek benzememesi… Hava akımına göre yön ve şekil değiştiriyorlar…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095508

‘Oburiks ‘adlı makro da gül yaprağı canavarı oldukça etkileyici! Tonları, şeffaflığı ve netliği ile çok başarılı bir çekim, bu tarz çekimler için önerileriniz nedir?
Öncelikle ışık ve objektif çok önemli…Gövdenin şeffaf yapısı nedeni ile ışığı arka plana aldım ve güzel yeşil rengi ortaya çıktı…Vücut dili ile de bana epey yardımcı oldu doğrusu….
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095513

27. ‘ Tanrı Beni Duydu’ adlı çalışmanızdaki modelden ve çekimden biraz bahsedebilir miyiz?

Tabii ki….Bildiğiniz gibi modelim kızım CEYNUR….2009 yılında çıkardığı “Aşk, Yağmur ve Çikolata” adlı albümündeki parçalardan biri olan “Tanrı Beni Duydu” şarkısının Poyrazköy’deki klip çekimini fotoğrama şansım oldu.. Bu poz da onlardan biri…

Tam ekran yakalama 18.04.2014 095517
28.’Doğadan Doğal Damlalar’ adlı makro çalışmanızın kadraj içi yerleşimi, netliği ve tonları ile doğal damlalar fakat hiçte sıradan durmuyorlar, nasıl yakalıyorsunuz?

Evimiz ormana çok yakın…Nemli bir doğada yaşıyoruz ve bahçemizde küçükten büyüğe birçok örümcek barınıyor…Bu damlalar oldukça minik bir örümceğe ait olan bir ağ üstündeki çiy damlaları…Onları fotoğraflamayı çok seviyorum…Hele bir de içinde yansıma olursa..:)Tam ekran yakalama 18.04.2014 095523

http://www.fotoalem.com/site/fotografgoster.asp?fotografid=263043

29. ‘Yedigöller’de Yansıma’ adı gibi yansımaları ile tablo tadında nefis bir manzara çalışması olmuş. Bu çalışmanızdaki modelleriniz sanaldan gerçeğe taşınan dostlukların bir örneği diyebilir miyiz?

Çok doğru… Yedigöller fotoğraf gruplarının vazgeçilmez mekanı… Sonbahar renklerinin büyüsü cezbediyor ve her yıl bu buluşmalar yaşanıyor… Bu kadraj da o buluşmalardan birinden…Tam ekran yakalama 18.04.2014 095530

30. ‘Saklı Bahçe’ adlı çalışmanızda yine keyifle izlenen yakın plan nefis! Sanki doğanın eliyle sunduğu bu damla gerçekten çok keyifli bir sonuç böyle bir çekim için neler söylemek istersiniz?

Bu minik damlayı Atatürk çiçeğinin üstünde bir sulama sonrası gördüm… Damla kaybolmadan uzun süre durdu… Açı ve ışık denemeleri ile yakınındaki diğer çiçeği damlaya yansıtmaya çalıştım….Yine makro lens ve tripot yardımı ile yapılan bir çekim..Tam ekran yakalama 18.04.2014 095534

31. ‘Damla Yağmuru’ adlı makro da kadraj ve fondaki tonlamalar nefis ayrıca yağmur etkili damlacıklar ise muhteşem! Bu çekim kurgu mu?

Kurgu diyebiliriz… Her zamanki damla çalışmalarım sırasında rutinden çıkma adına yaptığım denemelerden birinin sonucu…Ben de çok sevdim…Tam ekran yakalama 18.04.2014 095537

32. ‘Çamura Hayat Verenler’ adlı çalışmanızda güçlü kompozisyonun yanı sıra ışığı, netliği ve dengeli kadraj ile nefis bir belgesel! Çekim aşamasından bahsede bilir misiniz?

Fotoğraf gezilerimizden biri çömlek köylerinde ustaları fotoğraflamak amaçlı idi… Hafta sonu olmasına rağmen bizim için atölyelerini ve ocaklarını açtılar….Çekim yapanların kalabalıklığı ve mekandaki ışık şartları biraz zorladı ama yine de güzel fotoğraflar çıktı diyebilirim… Ustamız tüm içtenliği ile hem çalıştı hem poz verdi…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095543

33. ‘Damla Dolusu Kelebek’ adlı çalışmanızdaki bu yakın plan damlada ki kelebekler düşünce ve uygulamasıyla muhteşem! Bu tarz bir çekim yapmak isteyenlere neler söylemek istersiniz?

Damla çalışmalarımda kullandığım yöntemlerden biri enjektör ucunda sabitlediğim damlaya görüntü yansıtmak… Yine tripot ve makro lens gerekli.. Bir de yansıtılacak obje arkaya ters yerleştirilmeli ki yansıma düz olsun.. Netleme mesafesi ayarlandıktan sonra çekimler yapılabilir… Ben genelde manuel mod ve manuel focus kullanıyorum… Yansımanın tamamının net olabilmesi için mümkün olduğu kadar kısık diyafram tercih edilmeli… Sunuma hazırlarken daha da ortaya çıkarmak adına biraz da crop gerekiyor…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095547
34. ‘Dumandan portreler’  kadrajı ile güzel bir portre, Sizi daha yakından tanımak isteyenlere sevgili kediniz den ve birlikte yaptığınız çekimlerden bahsetmek ister misiniz?

Sevgili Duman’ım benim vazgeçilmez modelim.. 12 Yıldır bizimle…Poz vermeyi pek sevmiyor… Ama ben her fırsatta pozlarını yakalamaya çalışıyorum…Çekim yaparken yerinde durmaz, bana doğru gelir…Köşekapmaca oynuyoruz adeta…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095552
35. ‘Özgürlüğe’ adlı çalışmanız kadraj ve yansıması ile nefis! Bu çekimi nerde ve nasıl gerçekleştirdiniz?

Bu çekim Tuz Gölü’nde yapıldı.. Fotoğraf sayesinde tanııdığım dostlarımdan biri olan Samet’in bizlere sağladığı kompozisyon….Ustalıkla yapılmış bir sıçrama… Bizlere sadece fotoğraflamak kaldı…Tam ekran yakalama 18.04.2014 095557
36. ‘Örümcek Yavruları’ adlı yakın plan çalışmanız gerçekten inanılmaz! Bu doğa harikasını nasıl tespit ettiğinizi öğrenebilir miyiz?

Bu da şansımın yaver gittiği tesadüflerden biri… Örümceğe mi ait tam emin değilim ama evin içinde kuytu bir köşede buldum… Önce fotoğrafladım sonrasında doğada yine kuytu bir köşeye bıraktım…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095600
37. ‘Birlikte Bir Ömür’ tarzınızın dışında duygusal bu çalışmada kompozisyonu çok etkili hüzünlü bir yaşam öyküsü izlemekteyiz. Siz çekim aşamasında neler hissettiniz?

Modellerim annem ve babam…Birlikte okumayı çok severler… Biri okur, biri dinler…Onları bu kompozisyonda görünce haber vermeden bu anı dondurdum… Çok şükür hayattalar ama Allah geçinden versin bir gün gelir de olmazlarsa bu fotoğrafın bende yarattığı etki çok daha hüzünlü olacak…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095605
38. ‘Doğadan Doğal Damlalar’ adlı bu yakın planda örümcek ağlarındaki damlacıkları nasıl fark ettiniz?

Bu ağ çam ağacının dallarında idi… Kurak bir yaz günü fark ettim.. Üstüne biraz su sıktım… Gerdanlık görünümünü fotoğraflamaya çalıştım…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095609
39. ‘Doğadan Takılar’ yine makro ve yine detaylar muhteşem! Bu tarz bir kadrajda diyagonal yerleştirmenin sonuca etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Her gün üstünde yürüdüğümüz çim üstünde bu kadar muhteşem detaylar olabileceğini fotoğraf sayesinde anladım… Sabah çiyinin ışıkla dansını görüntülemek çok keyifli… Diagonal kadrajın da etkisi büyük tabii…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095613
40. ‘Yüküm Damladır Benim’ bu makro çekiminizde yine sonuç nefis! Bir örümceğin yükünün damla olduğunu duysam inanmazdım, şu an gördüğüme bile inanamıyorum! Peki nasıl?

İşte çığlık attığım bir başka fotoğraf… Sardunya yaprakları arasına saklanmış çok minik bir örümceğin ağı.. En fazla 1 cm boyutlarında bir örümcek…Ağı fark ettiğimde örümceği görmedim, ağın üstüne biraz su sıktım… Meğer minik modelim de oradaymış, ıslandı…Damlaları silkelerken ardı ardına yaptığım çekimden bir tanesi…Silkelendikten sonra yoluna devam etti…Başka pozları da var ama damla bunda daha net ve büyük.. Bu arada yeri gelmişken yazmak isterim ki bu suyun tam üstüne sıkılmadığı ve çok hafif sıkıldığı için örümceğe bir zararı yok ama doğada modelleri hareket etmesin diye saç spreyi , dondurucu v.s. sıktıklarını okudum ve çok üzüldüm… Fotoğraf adına bir canlıya zarar vermek hiç de etik değil bence…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095618

 

41. ‘O da Bir Anne’ adlı bu yakın plan çekimini nerde ve nasıl yaptığınızın hikâyesini öğrenebilir miyiz?

Doğanın mucize detaylarından biri… Gül biti der geçeriz… Onu yavrularken gördüğüm anı unutamıyorum.. Her yavrusu ile tek tek ilgilendi… Kimyasal ilaçları hiç tasvip etmiyorum… Bu canlılar da kendi çapında hayatlarını sürdürüyorlar, beslenmeye çalışıyorlar… Ama bitkilere verdikleri zarar ve çoğalma hızlarını düşününce insan ne karar vereceğini şaşırıyor…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095623

 

42. ‘Doğadan Doğal Damlalar’ detay-doku adına güzel görülmüş ayrıca estetik, ritim ve ışık çok keyifli! Böylesi bir çekim için neler söylemek istersiniz?

Erikli Şelalesi gezisinde çektiğim bir fotoğraf….Kır çiçekleri ile dolu ve nemli bir mekandı…. Orada olduğumuz saatte doğal damla olmadığı için biraz su püskürttüm ve çekimimi yaptım… Yine makro lens ve tripot yardımı ile…Bazı zamanlarda küçük el tripotumdan yardım alıyorum…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095626
43. ‘Yusufçuk ve Limon Çiçeği’ adlı bu çekim en az damlalar kadar keyifli ayrıca bu kompozisyondaki açı ve netlik oldukça başarılı! Yusufçuk çekimi yapmak isteyenler için önerileriniz var mı?

Yusufcuklar doğanın güzel canlılarından biri…Sadece iyi takip etmek ve sabırlı olmak gerek.. Deneyimlerimden öğrendiğim kadarı ile konduğu yere tekrar dönüyor… Çekim yapacağınız açıyı tespit edip bekleyin…O sizi görünce hareketlenip uzaklaşır, sonrasında döner aynı yere konar…Güzel kanatlarının tamamını netleyebilmek için objektifi kanatlara paralel tutarsanız ve odaklanmayı orta noktadan yaparsaniz netlik tüm kanatlara , başa ve gövdetye yayılacaktır… Tabii ki ışığın ve fonun izin verdiği ölçüde kısık diyafram ile…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095629

 

44. ‘Damlalar & Yansımalar’ işte damlalardan sonra damlalarda yansıma bu ikili muhteşem! Hem arka planı ayarlamak hem damlada yansımayı yakalaya bilmenin zorlukları nelerdir?

Yine akan su arkasındaki objeyi damlaya yansıttığım çalışmalardan biri… Bol ışıklı bir ortam, tripot, dahili flaş ve makro lens… Açı, mesafe ve obje de önemli tabii… Yansımanın net olabilesi için kısık diyafram tercihim…Isoyu yükseltmiyorum.. Croplu çalışmalar olduğu için kumlanmaya sebep oluyor..
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095634
45. ‘Maske Venedik  Gezisi’ adından da anlaşıldığı üzere Venedik gezisinden bir karnaval portresi. Venedik festivalini fotoğraf adına değerlendirecek olursak gitmek isteyenlere önerir misiniz?

İmkan bulunursa mutlaka gidilmeli… Profesyonel modeller sayesinde renkliliği ile bir şölen havasında oluyor…. Sadece ziyaretçilerin ve fotoğrafçıların kalabalıklığı istediğimiz kadrajları biraz zorluyor ama alınan güzel sonuçlar için değer bence…
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095640

 

46. ‘Sevgiye Uçmak’ adlı çalışmanızda fotoğrafın adından da etkilenerek, algıladığım ilk şey kanatlarla ve yansımayla oluşan kalp! Tabii bu algıya göre değişebilir. Algıladığımız her ne olursa olsun izlediğim, yansımasıyla bütünleşmiş muhteşem bir sonuç; peki siz neler söylemek istersiniz?

Bu da Venedik çekimlerimden biri…Soluklanmak için oturduğumuz bir su kenarında martıları fotoğraflıyordum… Çok güzel yansımalar vardı… Modelimiz nazlı nazlı yüzerken birden uçtu, bu güzel kompozisyonu yakalamamı sağladı… Çığlık attığım bir fotoğraf daha..:)
Tam ekran yakalama 18.04.2014 095643

 

47. ‘Buzlu Çuha’ adlı yakın plan çalışmanızda zamansız baharın etkisi altında kalmış Çuha’nın buzlar altındaki görüntüsü sevgili (Karun06’nında) dediği gibi ‘karadutlu, limonlu dondurma tadında’ olmuş! Bu keyifli çalışmanız hakkında siz neler söylemek istersiniz?

Doğa ile içiçe yaşadığımız için kırağı çok gördüğümüz bir tabiat olayı… Bana da fotoğraflamak kalıyor…..Soğuk nedeni ile fazla açekim yapamadım sadece buz detayını ve renkleri aldım….Tekrar bir fırsatım olursa daha geriden ve çiçeklerin tamamının net olduğu çekimler yapmak istiyorum…

Tam ekran yakalama 18.04.2014 095648
48.Son dönem çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Özellikle yaptığım bir çalışma yok..Her fırsatta çekim yapmaya devam ediyorum… Fotoğraf makinem her an yanımda, yakınımda…Daha bu sabah sisin yarattığı damlaları çektim… Öyle güzellerdi ki… Bu arada bir sergi daha açmak istiyorum…Kısmet diyelim…

49.Ekipmanlarınız hakkında genel bir bilgi alabilir miyiz?
İlk makinelerim compakt Sony DSCN2, Sony DSCH55, FujiFilm Pinepix 2960 .. Sonrasında Canon EOS 450 D… Şimdi de Canon 60 D .. Objektiflerim de Sigma 105 mm macro ve Canon 18-200 mm

50.Son olarak Fotoalem için söylemek isteğiniz bir şey var mı?

FotoAlem ilk üye olduğum sitelerden biri…Kaliteli fotoğraf ve bilgi paylaşımı, eğitimleri, buluşmaları ve üyelerinin seviyesi ile de gönlümde ilk sıralarda… Günümüzde fotoğraf sitelerinin ayakta durmakta ne kadar zorlandıkları hepimizce malum…Bu nedenle elimizden geldiği kadar destek vermeliyiz diye düşünüyorum…

Bu güzel söyleşi için  size ve FotoAlem Ailesine çok teşekkür ediyorum…Sevgili Sitemizin, dostlukların ve paylaşımların uzun süreler devamı dileği ile….Fotoğraf için elele, sevgiyle…:)
Sevgili Nurşen Biçer; bize ayırdığınız zaman ve tüm paylaşımlarınız için
Fotoalem adına çok teşekkür ederim, saygılarımla…

‘Hep beraber daha güzele’
Sevgiyle Kalın…
Cennet Gülen Bozkurt ”

 

Fotoğraflar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İsler İçinde Ekmek…

641-nurcem-torak-hazirligi-2253-950px 641-nurcem-isler-icinde-hayat-8484-950px 641-nurcem-ana-basta-tac-imis-9485-950px 641-nurcem-9938-950px _MG_4723 (2)641-nurcem-26-950px

Torakçılar…Gerçekten de zor bir meslek…Odun kömürü elde etmek adına dumanlar, isler içinde, kapkara yaşamlar….Gözler kan çanağı…Yüzler kömür karası…ciğerler derseniz ne siz sorun ne ben söyleyeyim….Yuvadan uzakta gurbette yaşamak da ayrı bir handikap…Allah yardımcıları olsun…:(

” Odun kömürü üretimi için kurulan, üzeri toprakla örtülü ocağa “torak” deniyor. Torak kurulurken, ortasında 30 cm mesafede olmak üzere üç-dört sırık dikilir ve toraktan daha yüksek olan sırıklar, yanma aşamasında baca görevi görebilmeleri için birbirleri ile birleştirilirmiş. Baca içerisine kolayca yanabilen çalı-çırpı doldurulur etrafına kömür haline getirilecek odunlar, huni şeklini alacak şekilde istif edilirmiş. Kömürleştirme esnasında hava ile doğrudan teması kesmek üzere istifin üzeri, meşe ağaçlarının dökülen yaprakları (gazel), saman vb. materyallerden oluşan “yeşil örtü”yle onun üzeri ise toprak, kömür kırıntı ve tozlarıyla hazırlanan “toprak örtü” ile kaplanır ve üzeri hafifçe ıslatılan torak yakmaya hazır hale getirilirmiş. Torağın yakma işlemine rüzgarsız bir havada başlanır, kömürleşme için gereken 240-280C derecelik sıcaklığı sağlayan ateş torak içerisinde yayılırken, ateşin ilerlemesini idare etmek için torağın üst kısmından başlayarak mazgal denen delikler açılırmış. Ondan sonrasında sıra artık tetikte beklemeye gelir işte, gece gündüz, bir bebek ihtimamıyla gözlenir torak. Eğer bir patlama olursa çoluk çocuk, kadın, erkek koşuşurlar kömürcüler kuyunun üstünü kapatmak için. O zaman ne sizi görür gözleri, ne kendilerini. Odunlar yanıp emekleri, hayalleri kül olmasın diye seferber olur tüm çadırkent. Kömürleşmenin sona erdiği beyaz dumandan anlaşılır. Yanma bittikten sonra torak soğutulmak üzere bekletilir. Kömür elde etme süresi, ağaç cinsi ve torak hacmine göre 76 -107 saat sürer ve yaklaşık 100 kg odundan 20 kg kömür elde edilir. Sönmeyi takiben üstteki marsıklar galberi ile çekilip bir kenarda toplanır. Daha sonra kömürler, gereğinden fazla kırılıp ufalanmaması için özen ve dikkatle toplanarak iriliğine göre tasnif edilir ve toptancıya teslim edilmek üzere çuvallara doldurulur. http://www.radikal.com.tr/radikal2/torakcilarin_corak_hayati-875821

 

 

 

Fotoğraflar kategorisine gönderildi | 2 yorum

Doğadan Renkler…:)

Çiçeklerimi bir kolajla sunuma hazırlamak istedim…Ve bir kez daha farkettim ki doğada ne çok renk varmış…bu renkleri görmek, hissetmek, onlarla birlikte yaşamak ne büyük nimet…şükürler olsun..:)

IMG_8891-tile IMG_1628-tile beyaz _MG_0949-001-tile

 

Fotoğraflar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Rüyalar ve Aşk Şehri Paris …:)

Bu sene leyleği havada gördük…Amsterdam,  Venedik,  Berlin derken Paris’e de gitmek kısmet oldu…Bu 3. gidişim…her defasında yeniden büyüleniyorum…Mimari dokusu mu desem, rahat şehir yaşantısı mı…Yeşil parkları, bakımlı tarihi binaları, her köşesinden sanat fışkıran sokakları, grafitiler, tablolar, elinizi uzatsanız dokunacaksınız gibi hissettiren gökyüzü,  inanılmaz lezzetleri…

Tadı damağımda kaldı…:)

Yine gideriz inşallah….:)

 

Fotoğraflar kategorisine gönderildi | Yorum bırakın